Bayatlı Hukuk ve Danışmanlık Ofisi
kurucusu, Ankara/Türkiye ve Erbil/Irak Barolarına kayıtlı avukat olarak, Türk
ve yabancı müvekkillerin yalnızca dava süreçlerinde değil; hukuki desteğe
ihtiyaç duydukları her aşamada gerekli pratik destek ve danışma sağlayarak,
kapsamlı ve güvenilir bir hukuki temsil anlayışıyla yanlarında yer alıyorum.
Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olmam ve aynı fakülteden Uluslararası Hukuk alanında
doktora derecesine sahip olmamla birlikte; Arapça, İngilizce ve Kürtçe (Sorani
lehçesi) dillerine vakıf olmam hasebiyle Türkiye’de hukuki desteğe ve temsile
ihtiyaç duyan Türk vatandaşı ve uluslararası bireylere (yabancılara) güven,
şeffaflık, netlik ve yüksek hassasiyetle çok dilli hukuk hizmetleri
sunmaktayım.
Çalışma
alanım; Yabancılar Hukuku, Vatandaşlık Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku,
Medeni Hukuk (aile ve miras hukuku) ile Ticaret Hukuku ve yabancılık unsuru
içeren Uluslararası (özel) Hukukla ilgili konulardır. Türkiye’nin ve Irak’ın
farklı şehirlerinde kurumsal bağlantılarımız (ortaklıklarımız/partnerships)
vesilesiyle, şehir ve ülke dışına seyahat imkanlarımız sayesinde hukuki
desteğimizi Ankara ile sınırlı kalmadan yaygın bir şekilde Türkiye ile Irak
sathında ve sair Arapça konuşulan ülkelerde sunabiliyoruz.
Hukuki
desteğin gerekli olduğu tüm aşamalarda, yalnızca hukuki çözümler sunmakla
yetinmeyip, özellikle uluslararası alanda saha gerçeklikleri kapsamında, pratik
çözüm önerilerinde bulunarak müvekkillerin sürece etkin şekilde katılımını
sağlamak suretiyle; kararlarını bilgilenmiş olarak, bilinçli ve güvenle verebilmelerini
sağlamayı amaçlıyorum.
Hukuki çalışmalarımızı ve diğer yayınlarımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki Yayınlarımız
Yabancılar Hukuku
Türk Soylu Yabancılara Çalışma İzni Verilmesinin Ön Şartı Olarak “Kütük Kaydı” ve Uygulaması
Siyasi, ekonomik,
sosyal nedenlerle veya güvenlik gerekçesiyle ülkelerini terk etmek
zorunda kalan ve Türkiye’ye yerleşen Türk soylu yabancıların, Türk
vatandaşlarına hasredilen meslek ve sanatları serbestçe yapabilmelerine
dair düzenlemeleri içeren kanun ve yönetmelik, kimlerin hangi şartlarla
“Türk soylu yabancı” statüsüne sahip olacağına bir açıklık
getirmemiştir. Türk soylu yabancıların çalışma izni alabilmelerinin ön
şartı olan “özel kütüğe kayıt” İçişleri Bakanlığı’nca oldukça sınırlı
bir zeminde uygulama alanı bulmuştur. Kayıt için vatandaşı olduğu
devletin konsolos- luğundan alınacak Türk soylu olduğunu gösterir belge
ibrazını zorunlu tutan Bakanlığın 2006/19 sayılı Genelgesi, Danıştay’ın
31.03.2022 tarihli kararıyla kısmen iptal edilmiş ve 2023 yılı
itibarıyla Bakanlığın kütük kaydı uygulaması birçok Türk soylu yabancı
lehine önemli değişikliklere uğramıştır. Bu çalışma, Türk soylu
yabancıların Türk vatandaşlarına hasredilen meslekleri yapabilmelerine
imkân tanıyan ka- nunun ortaya çıkış gayesi ile kişi yönünden kapsamını,
Türk soylu yabancıların çalışma izni alabilmelerinin ön şartı olan
kütük kaydı usulü ile İçişleri Bakanlığı’nın Türk soyluluğun tespitine
dair 2023 öncesi ve sonrası uygulamalarını eleştirel bir bakış açısıyla
ele almaktadır.
Yabancıların Türkiye’deki dava ve idari işlemler
ile banka ve sair hukuki prosedürlerin yürütülebilmesi için Türk avukata, tüm
aşamalarda (işlemlerin niteliklerine göre) temsil yetkisi veren bir vekaletname
düzenlenmesini zorunlu kılar. Örneğin, Türkiye’de mal bırakan bir yabancının
vefatı üzerine mirasçılarının (mirasçılık belgesi ve aile kütük kayıtlarını
belirten belgeleri kendi ülkelerinin yetkili birimlerinden temin edilmesinden
sonra) Türkiye’de miras işlemlerinin yürütülebilmesi için mahkeme işlemleri,
vergi beyannamesi, idari işlemler, tapu devri ve banka prosedürleri dahil tüm
aşamalarda temsil yetkisi veren bir vekâletname düzenlenmesi gerekir.
Türkiye’de kullanılmak amacıyla iki şekilde vekâletname
düzenlenebilir:
Birinci seçenek: Yabancının Ülkesindeki Noterlikçe Vekaletname Düzenlenmesi
Bu seçenekte Vekâletname, ikamet edilen ülkedeki
yerel noterlik huzurunda düzenlenir. Vekaletnamenin Türkiye'de geçerli
olabilmesi için aşağıdaki gerekliliklerin yerine getirilmesi zorunludur:
Çeviri aşaması: Bu durumda vekaletname yabancı dilde
düzenlendiğinden, ilgili ülkede bulunan Türk konsolosluğunca
(makamlarınca) tanınan yetkili bir tercüman tarafından belgenin Türkçeye
çevrilmesi ve Noterlikçe çevirinin onaylanması icap eder.
Belgenin onaylanması
aşaması: Çeviri işlemi tamamlanan
vekaletnamenin ilgili ülkedeki yetkili birimler tarafından tasdik edilmesi
(örneğin Irak’ta belge önce Adalet Bakanlığı -noterlik dairesi- tasdik
birimince onaylanması, ardından Dışişleri Bakanlığı tasdik birimi
tarafından tasdik edilmesi gerekir).
Diplomatik tasdik aşaması: yukarıda izah edilen aşamalar
tamamlandıktan sonra diplomatik tasdik aşamasına geçilir. Bu merhalede iki
seçenekten birisini izlemek mümkündür:
a.
Vekaletnamenin düzenlendiği, tercüme edildiği ve
onay işlemlerinin tamamlandığı ülkede bulunan Türk konsolosluğu marifetiyle belgenin
tasdik ettirilmesi.
b.
Yabancı belgenin düzenlendiği ülkenin Türkiye’de
bulunan büyükelçiliği/konsolosluğunca onaylanması ve ardından Türk Dışişleri
Bakanlığı Tasdik Birimi tarafından belgenin tasdik edilmesi.
Apostil: 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne (Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki
Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi) taraf ülkelerden
birisinde düzenlenen vekaletnamelerin Lahey Sözleşmesi kapsamında apostil şerhi
taşıması gerekir (apostil yükümlülüğünden muaf tutan ikili anlaşması
bulunması halinde bu şart aranmaz). Apostil şerhli belgelerin yukarıdaki
diplomatik tasdik işlemlerine havi olması gerekmez.
İkinci
seçenek: Yabancının
Bulunduğu Ülkedeki Türk Konsolosluğunca Vekaletname Düzenlenmesi
Bu durumda vekâletname, Türk konsolosluğu (konsolosluk
noterliği) huzurunda, yetkili tercümanın hazır bulunmasıyla düzenlenir. Bu
yol hem ekonomik hem de pratiktir. Türk konsolosluklarında düzenlenen
vekaletnameler Konsolosluk.NET ve Noterlik Bilişim Sistemi (NBS) entegrasyonu
ile elektronik ortamda doğrudan sisteme yansır. Böylelikle Türkiye’de herhangi
bir Noterlikten belgenin (ücreti mukabilinde) onaylı suretinin çıkarılması
mümkündür.
Vekaletname doğrudan
Türkçe düzenlenir (tercüme ve onay işlemlerini gerektirmez).
Vekaletname Türk resmi
makamı tarafından düzenlendiğinden apostil şerhi aranmaz.
Bu yol genellikle daha hızlı ve ekonomiktir; düzenleme sonrasındaki tercüme ve onay aşamaları
ile bunlara ilişkin ücretler tamamen ortadan kalkmaktadır.
Önemli Not:
Talep edilen işlemlerin eksiksiz yürütülebilmesi
için vekaletnamelerin “işlemlere özgü yetki” içermesine dikkat
edilmelidir. İlgili işlemleri açıkça kapsamayan genel nitelikteki bir
vekâletname idari birimlerce kabul edilmemektedir.
VATANDAŞLIK HUKUKU VE YABANCILARIN TÜRK VATANDAŞLIĞINI İKTİSABI
Devleti oluşturan temel
unsurların ülke, daimî nüfus (toplum) ve egemenlik olduğu kabul edilir. Modern
devlet yapısı içerinde bir devlet ile insan topluluğunu oluşturan bireyler
arasında tesis edilen bağa (ilişkiye) vatandaşlık (yurttaşlık) denir. İnsanlar
vatandaşlık bağı ile hak ve yükümlülüklere sahip olurlar. Bu hak ve
yükümlülükler arasında siyasi haklar (seçme ve seçilme), taşınmaz edinimi, ikametgâh
seçme ve çalışma gibi temel haklar örnek olarak gösterilebilir. Keza
vatandaşlık bağı bireye ve devlete karşılıklı olarak birtakım yükümlülükler de yükler,
örneğin diplomatik himayenin sağlanması, askerlik görevi, vergi
mükellefiyetliğinin bulunması. Vatandaşlık bağının tesisi, sürdürülmesi ve sona
ermesi hukuki işlem niteliğinde olduğundan yasal temellerle düzenlenmiştir. Bu
bağlamda vatandaşlık hukuku; birey ile devlet arasındaki hukuki ve siyasi bağı
(bağlılığı) düzenleyen, bu bağın kurulması, sürdürülmesi veya sona ermesine
ilişkin esasları belirleyen hukuk dalıdır.
Genel bir hukuk ilkesi olarak
devletlerin kendi vatandaşlarını serbestçe tayin etme konusunda münhasır
yetkiye sahip olduğu kabul edilmektedir. Ancak devletlerin söz konusu münhasır
yetkisi sınırsız değildir. Anayasaya, yasalara ve hukukun genel ilkelerine
uygun, keyfilikten uzak, kararlar hukuken geçerliliğe haiz olması
gerekmektedir. Bu minvalde 12/04/1930 tarihli Lahey Sözleşmesi’nde, her
devletin vatandaşlarını tayin hakkına sahip olduğunun ifade edilmesinin hemen
ardından, devletlerin tayin ettiği vatandaşlığın diğer devletler tarafından
tanınabilmesi için uluslararası sözleşmelere, uluslararası teamül hukuku
kurallarına ve hukukun genel ilkelerine uygun olması şartı getirilmiştir.[1]
Bu bağlamda, Vatandaşlık hukukunun hem milli hukuku hem de milletlerarası hukuku
ilgilendiren niteliği nedeniyle kaynakları da milli kaynaklar ve milletlerarası
kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[2]
Türkiye'de vatandaşlık hukukunun temel kaynaklarını 1982 Anayasası ve 5901
sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu oluşturur.
Türk Hukukunda, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu 9.
madde uyarınca, “Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı
veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.”.
Türk Vatandaşlığının Kazanılma Yolları
Kazanma Türü
Yöntem ve Koşullar
Doğumla Kazanma
• Soy Bağı: Türk anne
veya babadan doğmak (yurt içinde veya dışında).
• Doğum Yeri:
Türkiye'de doğup başka ülke vatandaşlığı kazanamayanlar.
Genel Yoldan Kazanma
Türkiye'de kesintisiz 5 yıl
ikamet, yeterli derecede Türkçe bilmek, iyi ahlak sahibi olmak, geçimini sağlayabilme
yeterliliği ve milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından bir engel bulunmamak.
Evlenme Yoluyla
Bir Türk vatandaşı ile en az
3 yıldır evli olmak, evlilikte iyi niyetli ve aile birliğini sürdürmek ile milli
güvenlik ve kamu düzeni bakımından bir engeli bulunmamak.
İstisnai Kazanma
Yatırım, bilimsel, sanatsal
veya sportif alanlarda üstün başarı gösterenler için yetkili makam kararı ile
kazanma.
Evlat Edinilme
Türk vatandaşı tarafından
evlat edinilen ergin olmayan (küçük) kişiler için.
Vatandaşlığın Kaybı
Çıkma (İzinle): Kendi isteğiyle başka bir ülke
vatandaşlığına geçmek için idareden izin alınması.
Kaybettirme (Iskat): Vatana bağlılıkla
bağdaşmayan eylemlerde (örneğin izinsiz yabancı bir devlet adına askerlik
yapma) bulunulması durumunda Cumhurbaşkanı kararıyla çıkartılma.
İptal: Vatandaşlığın yalan beyan veya sahte belge
kullanımı sonucu kazanıldığının tespiti durumunda geriye dönük iptal
edilmesi.
Türk hukuk sisteminde Vatandaşlık Hukuku ile İdari
Yargılama Usulü, birey ile devlet arasındaki ilişkinin tesis edilmesi ve bu
süreçte doğan uyuşmazlıkların denetlenmesi bakımından doğrudan bağlantılı iki
temel alandır.
Vatandaşlık işlemlerinin neredeyse tamamı idari işlem
niteliğinde olduğundan, vatandaşlık hukukundaki kararlar idari yargının
denetimine tabidir.Vatandaşlık Hukukunda İdari
İşlem TürleriVatandaşlık bağının kurulması,
kaybettirilmesi veya tespiti işlemlerinin tümü Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı veya Cumhurbaşkanlığı tarafından tesis
edilen idari işlemlerdir.İdari Yargılama Süreci ve
Görevli MahkemelerVatandaşlık işlemleri, idare
hukuku kapsamında birer idari işlem niteliğinde olduğundan, bu kararlara
karşı anayasal ilkelere uygun olarak idari yargı yolu açıktır. Vatandaşlık
isteminin reddi veya vatandaşlığın kaybettirilmesi gibi işlemler kişisel hak ve
statüyü doğrudan etkilediği için idari yargı kapsamında İptal Davası
konusudur. Vatandaşlık hukuku kapsamındaki tüm kararlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
125. madde uyarınca yargı denetimine açıktır; idare, vatandaşlıkla ilgili
kararında keyfi hareket edemez.
Görevli Mahkeme: Vatandaşlık kararlarına karşı açılacak
iptal davalarında görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir.
Yetkili Mahkeme: İdari işlemi tesis eden makamın bulunduğu
yer mahkemesi (genellikle İçişleri Bakanlığı veya Nüfus ve Vatandaşlık
İşleri Genel Müdürlüğü merkezinin bulunduğu Ankara İdare Mahkemeleri)
yetkilidir.
Dava Açma Süresi: İdari işlemin ilgiliye tebliğinden itibaren
60 gün içinde iptal davası açılması gerekir (2577 sayılı İYUK m.
7).
Önemli Noktalar ve Yargısal
Denetimin Sınırları
Konu
Niteliği ve İdari Yargıdaki
Yeri
Bağlı Yetki - Takdir Yetkisi
Kanundaki tüm şartları
sağlasa dahi idare, istisnai veya genel yoldan vatandaşlığa almada takdir
yetkisine sahiptir. Ancak yargı, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet
gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetler. Dolayısıyla idare
geniş takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu takdiri yetki mutlak bir
yetki anlamına gelmemektedir.
Yürütmenin Durdurulması (YD)
Vatandaşlığın kaybettirilmesi
veya sınır dışı (deport) kararlarıyla bağlantılı durumlarda, telafisi güç
veya imkânsız zararların doğumunun engellenebilmesi için İYUK m. 27 uyarınca
YD talep edilmesi icap eder.
Dava Açma
Süresi
Vatandaşlık ret kararının ilgiliye
tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gündür.
İdari başvuru yapılmışsa
(İYUK m. 11), idareye yapılan başvuru dava açma süresini durdurur. Cevap
geldiğinde veya 30 günlük zımni ret süresi dolduğunda kalan süre işlemeye
devam eder.
İdari Yargı
Denetiminin Kapsamı ve Sınırlarıİdari yargı mercileri,
vatandaşlık kararlarını denetlerken yerindelik denetimi yapamaz;
yalnızca hukuka uygunluk denetimi yapar (Anayasa m. 125).İptal
Sebepleri (İdari İşlemin Unsurları):
Yetki: İşlemin yetkili makam
veya komisyon tarafından yapılıp yapılmadığı.
Şekil / Usul: Başvuru sürecinde ve
komisyon değerlendirmelerinde kanunun öngördüğü usul kurallarına uyulup
uyulmadığı (örneğin tahkikat raporlarının usulüne uygun hazırlanması).
Sebep: İşlemin dayandığı fiili
ve hukuki olguların somut, gerçek, doğru tespit edilip edilmediği ve
hukuka uygun olup olmadığı incelenir. Özellikle "Milli güvenlik ve
kamu düzeni bakımından engel hali bulunmak" gerekçesiyle verilen
ret kararlarında mahkeme, idareden somut bilgi ve belgeleri (istihbari
raporlar vb.) talep eder.
Konu: Kararın mevzuata uygun
bir hukuki sonuç doğurup doğurmadığı.
Maksat: Kararın kamu yararı ve
hizmet gerekleri dışında (somut bir gerekçe olmaksızın takdir yetkisinin
keyfi kullanımıyla) alınıp alınmadığı.
Takdir Yetkisi
ve Yargısal SınırıTürk Vatandaşlığı Kanunu’nda
yer alan "Kanunda aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında
kişiye mutlak bir hak sağlamaz" hükmü gereğince idarenin geniş bir takdir
yetkisi vardır.
Ancak Danıştay
yerleşik içtihatları çerçevesinde; idare, takdir yetkisinin kullanımı hususunda
sınırsız ve mutlak bir yetkiye sahip değildir. İdarenin takdir yetkisini
kullanırken somut gerekçeler sunması, somut olgulara dayanması (soyut iddialara
dayanmaması) ve eşitlik/ölçülülük ilkelerine uyması gerekmektedir.
Bu çalışma DDSA olgusunun yeni Ortadoğu güvenlik mimarisi ve ikliminde oynadığı rollere odaklanmaktadır. Bu grupların doğaları, değişen rolleri ve bölgesel düzene yönelik ortaya çıkardıkları güvenlik risklerini ele almaktadır. Ayrıntılı ve çok yönlü analizleriyle kitapta yer
Irak’ta Yetki Karmaşası: Federal ve Federe Yetkilerin Uygulamada Paylaşıl(ama)ma Sorunu
Hayatın doğasında var olan süreklilik ve değişim olguları toplumsal yaşamın olduğu kadar siyasal örgütlenmenin temel biçimi olan günümüz devlet yapılarının realitesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu minvalde Irak’ta değişen ve değişmeyen dinamikler bağlamında ele alınabilecek başlıca meseleler arasında, normlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer alan Irak Anayasası’nın normatif düzenlemeleri ile ülkede süreklilik arz eden yapısal sorunlar öne çıkmaktadır. Toplumsal sözleşme niteliğinde olan anayasa temel hakların ve kamusal örgütlenmenin temel belgesini oluşturur. Bununla İşgal döneminin zorlu koşullarında hazırlanan anayasa, gücü ellerinde bulunduran grupların ve siyasi partilerin arzuları veçhinde şekillenmiştir. Bu noktada en bariz birlikte, Irak Anayasası’nın 2005 yılında işgal koşulları altında ve olağanüstü şartlar çerçevesinde hazırlanmış bağlayıcı kurallar bütünü olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. 2005 Anayasası ile birlikte çağdaş Irak tarihinde ilk kez federatif devlet sistemi benimsenmiştir. Bu sistem 1991’den bu yana fiilî olarak otonom bir yapıda idare edilen kuzey bölgesi istisna tutulduğunda, Irak toplumu ve devlet bürokrasisinin daha önce deneyimlemediği bir siyasal ve idari düzeni ifade etmektedir.
Irak’ta Halk Gösterileri: Irak Anayasasını Değiştirmek Ne Kadar Mümkün?
1958 askeri darbesinden sonra ilan edilen Irak Cumhuriyetinin 1958 Geçici Anayasası, 1963 Geçici Anayasası, 1968 Geçici Anayasası ve nihayet 1970 Geçici Anayasasında cumhuriyet rejimi, başkanlık sistemiyle merkezden yönetilen, üniter devlet yapısı esası benimsenmiştir. 1970 yılında belirli süreliğine kuzey bölgesine özerklik hakkı uygulamaları tanınsa da kısa bir süre sonra bu uygulamadan vazgeçilmiş ve ülkede yeniden merkezi yönetim esası uygulanmıştır. ABD ve müttefiklerinin işgali ile diktatör Saddam Hüseyin’in devrildiği 2003 yılına kadar Irak’ta siyasal düzen bu şeklide devam etmiştir.
Irak İdare Mahkemesinin Kerkük Vilayet Meclisi Kararının Hukuki İncelemesi
Irak, 2005 Anayasası ile federal bir devlet yapısına dönüşmüştür. Bu doğrultuda 2005 öncesi üniter devlet yapısı kapsamında merkezî otoritede toplanan yetkilerin, yeni düzenle uyumlu olacak şekilde anayasal ve yasal olarak yerel idarelerle paylaşılması esası benimsenmiştir. Bu minvalde ülkede 15 vilayette ilki 2005 yılında, ikincisi 2009 yılında, üçüncüsü ise 2013 yılında olmak üzere vilayet meclis seçimleri yapılmıştır. Ancak 2014 yılında terör örgütü DEAŞ’ın saldırıları ve başkent Bağdat’ta 2019’da ortaya çıkan Tişrin (Ekim) Gösterileri sonucu baş gösteren toplumsal olaylar nedeniyle vilayet meclis seçimlerinin dördüncüsü, ertelemelerden sonra ancak 2023 yılında gerçekleştirilmiştir.Kerkük’te 2005’ten sonra vilayet meclisi seçimleri yapılamamıştır. Her seçim dönemine özgü çıkarılan seçim yasaları kapsamında Kerkük vilayeti seçimlerden istisna tutulmuştur. Bundan şehrin demografik yapısının değiştirilmesine yönelik yapılan ağır ihlal ve usulsüzlüklerin düzeltilmesinin hedeflendiği ifade edilmiştir. Baas Rejimi’nin 2003 yılında devrilmesinden bu yana Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesine yönelik gerçekleştirilen geniş çaplı nüfus taşınması sonucunda birçok hata barındıran seçmen kütüklerinin denetlenmesi ve aslen Kerküklü olmayanların söz konusu kayıtlardan çıkarılması işlemlerinin tamamlanması amacıyla vilayet meclisi seçimleri sürekli ertelenmiştir. Baas Rejimi’nin 2003 yılında devrilmesinden bu yana Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesine yönelik gerçekleştirilen geniş çaplı nüfus taşınması sonucunda birçok hata barındıran seçmen kütüklerinin denetlenmesi ve aslen Kerküklü olmayanların söz konusu kayıtlardan çıkarılması işlemlerinin tamamlanması amacıyla vilayet meclisi seçimleri sürekli ertelenmiştir. Ancak seçim yasasında yapılan düzenlemenin ardından seçmen kütüklerinde denetleme ve düzeltmelere gidilmeden, 18 Aralık 2023 tarihinde vilayet meclisi seçimleri gerçekleştirilmiştir.
Müvekkillerimizle telefon, e-posta ve planlı ofis randevuları üzerinden sürekli irtibat halindeyiz. Davanızdaki her kritik gelişme tarafınıza gecikmeksizin bildirilir.
Evet. Büromuz hem Türkçe hem de Arapça dillerinde profesyonel hukuki danışmanlık ve savunma hizmeti sunmaktadır. Belgeler her iki dilde de hazırlanabilir.
İletişim Bilgileri
Ofisimizle İrtibat Kurun
Sorularınız veya randevu talepleriniz için bize ulaşın veya formu doldurun.
Adres
Kızılırmak Mah. Dumlupınar Bulvarı Next Level No:3 A Kat:4 D.No:11, Çankaya / Ankara - Türkiye