Hafta İçi: 09:00 - 15:00
Logo
Av. Dr. Ali BAYATLI

Hukuk & Danışmanlık Hizmetleri

Akademik Derinlikle Etkin Temsil ve Savunma
Akademik Güvence & Profesyonel Temsil

Akademik Derinlikle Etkin Temsil ve Savunma

Hukukun her alanında bilimsel derinlik ve üstün pratik saha deneyimi ile yanınızdayız. Türkçe ve Arapça dillerinde engelsiz hukuki danışmanlık.

Av. Dr. Ali Bayatlı

Kurucu Avukat

Av. Dr. Ali BAYATLI

Kurucu Avukat

Hakkımızda & Akademik Geçmiş

Bayatlı Hukuk ve Danışmanlık Ofisi kurucusu, Ankara/Türkiye ve Erbil/Irak Barolarına kayıtlı avukat olarak, Türk ve yabancı müvekkillerin yalnızca dava süreçlerinde değil; hukuki desteğe ihtiyaç duydukları her aşamada gerekli pratik destek ve danışma sağlayarak, kapsamlı ve güvenilir bir hukuki temsil anlayışıyla yanlarında yer alıyorum.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olmam ve aynı fakülteden Uluslararası Hukuk alanında doktora derecesine sahip olmamla birlikte; Arapça, İngilizce ve Kürtçe (Sorani lehçesi) dillerine vakıf olmam hasebiyle Türkiye’de hukuki desteğe ve temsile ihtiyaç duyan Türk vatandaşı ve uluslararası bireylere (yabancılara) güven, şeffaflık, netlik ve yüksek hassasiyetle çok dilli hukuk hizmetleri sunmaktayım.

Çalışma alanım; Yabancılar Hukuku, Vatandaşlık Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Medeni Hukuk (aile ve miras hukuku) ile Ticaret Hukuku ve yabancılık unsuru içeren Uluslararası (özel) Hukukla ilgili konulardır. Türkiye’nin ve Irak’ın farklı şehirlerinde kurumsal bağlantılarımız (ortaklıklarımız/partnerships) vesilesiyle, şehir ve ülke dışına seyahat imkanlarımız sayesinde hukuki desteğimizi Ankara ile sınırlı kalmadan yaygın bir şekilde Türkiye ile Irak sathında ve sair Arapça konuşulan ülkelerde sunabiliyoruz.

Hukuki desteğin gerekli olduğu tüm aşamalarda, yalnızca hukuki çözümler sunmakla yetinmeyip, özellikle uluslararası alanda saha gerçeklikleri kapsamında, pratik çözüm önerilerinde bulunarak müvekkillerin sürece etkin şekilde katılımını sağlamak suretiyle; kararlarını bilgilenmiş olarak, bilinçli ve güvenle verebilmelerini sağlamayı amaçlıyorum.

 

Ofisimizle İrtibata Geçin

Yayınlar

Hukuki çalışmalarımızı ve diğer yayınlarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki Yayınlarımız

Yabancılar Hukuku

Türk Soylu Yabancılara Çalışma İzni Verilmesinin Ön Şartı Olarak “Kütük Kaydı” ve Uygulaması

Siyasi, ekonomik, sosyal nedenlerle veya güvenlik gerekçesiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve Türkiye’ye yerleşen Türk soylu yabancıların, Türk vatandaşlarına hasredilen meslek ve sanatları serbestçe yapabilmelerine dair düzenlemeleri içeren kanun ve yönetmelik, kimlerin hangi şartlarla “Türk soylu yabancı” statüsüne sahip olacağına bir açıklık getirmemiştir. Türk soylu yabancıların çalışma izni alabilmelerinin ön şartı olan “özel kütüğe kayıt” İçişleri Bakanlığı’nca oldukça sınırlı bir zeminde uygulama alanı bulmuştur. Kayıt için vatandaşı olduğu devletin konsolos- luğundan alınacak Türk soylu olduğunu gösterir belge ibrazını zorunlu tutan Bakanlığın 2006/19 sayılı Genelgesi, Danıştay’ın 31.03.2022 tarihli kararıyla kısmen iptal edilmiş ve 2023 yılı itibarıyla Bakanlığın kütük kaydı uygulaması birçok Türk soylu yabancı lehine önemli değişikliklere uğramıştır. Bu çalışma, Türk soylu yabancıların Türk vatandaşlarına hasredilen meslekleri yapabilmelerine imkân tanıyan ka- nunun ortaya çıkış gayesi ile kişi yönünden kapsamını, Türk soylu yabancıların çalışma izni alabilmelerinin ön şartı olan kütük kaydı usulü ile İçişleri Bakanlığı’nın Türk soyluluğun tespitine dair 2023 öncesi ve sonrası uygulamalarını eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır.

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
VEKALETNAME DÜZENLENMESİ

YURTDIŞINDAN VEKALETNAME DÜZENLENMESİ

Yabancıların Türkiye’deki dava ve idari işlemler ile banka ve sair hukuki prosedürlerin yürütülebilmesi için Türk avukata, tüm aşamalarda (işlemlerin niteliklerine göre) temsil yetkisi veren bir vekaletname düzenlenmesini zorunlu kılar. Örneğin, Türkiye’de mal bırakan bir yabancının vefatı üzerine mirasçılarının (mirasçılık belgesi ve aile kütük kayıtlarını belirten belgeleri kendi ülkelerinin yetkili birimlerinden temin edilmesinden sonra) Türkiye’de miras işlemlerinin yürütülebilmesi için mahkeme işlemleri, vergi beyannamesi, idari işlemler, tapu devri ve banka prosedürleri dahil tüm aşamalarda temsil yetkisi veren bir vekâletname düzenlenmesi gerekir.   Türkiye’de kullanılmak amacıyla iki şekilde vekâletname düzenlenebilir:   Birinci seçenek: Yabancının Ülkesindeki Noterlikçe Vekaletname Düzenlenmesi Bu seçenekte Vekâletname, ikamet edilen ülkedeki yerel noterlik huzurunda düzenlenir. Vekaletnamenin Türkiye'de geçerli olabilmesi için aşağıdaki gerekliliklerin yerine getirilmesi zorunludur:  Çeviri aşaması: Bu durumda vekaletname yabancı dilde düzenlendiğinden, ilgili ülkede bulunan Türk konsolosluğunca (makamlarınca) tanınan yetkili bir tercüman tarafından belgenin Türkçeye çevrilmesi ve Noterlikçe çevirinin onaylanması icap eder. Belgenin onaylanması aşaması: Çeviri işlemi tamamlanan vekaletnamenin ilgili ülkedeki yetkili birimler tarafından tasdik edilmesi (örneğin Irak’ta belge önce Adalet Bakanlığı -noterlik dairesi- tasdik birimince onaylanması, ardından Dışişleri Bakanlığı tasdik birimi tarafından tasdik edilmesi gerekir). Diplomatik tasdik aşaması: yukarıda izah edilen aşamalar tamamlandıktan sonra diplomatik tasdik aşamasına geçilir. Bu merhalede iki seçenekten birisini izlemek mümkündür: a.      Vekaletnamenin düzenlendiği, tercüme edildiği ve onay işlemlerinin tamamlandığı ülkede bulunan Türk konsolosluğu marifetiyle belgenin tasdik ettirilmesi. b.     Yabancı belgenin düzenlendiği ülkenin Türkiye’de bulunan büyükelçiliği/konsolosluğunca onaylanması ve ardından Türk Dışişleri Bakanlığı Tasdik Birimi tarafından belgenin tasdik edilmesi.   Apostil: 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne (Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi) taraf ülkelerden birisinde düzenlenen vekaletnamelerin Lahey Sözleşmesi kapsamında apostil şerhi taşıması gerekir (apostil yükümlülüğünden muaf tutan ikili anlaşması bulunması halinde bu şart aranmaz). Apostil şerhli belgelerin yukarıdaki diplomatik tasdik işlemlerine havi olması gerekmez.     İkinci seçenek: Yabancının Bulunduğu Ülkedeki Türk Konsolosluğunca Vekaletname Düzenlenmesi Bu durumda vekâletname, Türk konsolosluğu (konsolosluk noterliği) huzurunda, yetkili tercümanın hazır bulunmasıyla düzenlenir. Bu yol hem ekonomik hem de pratiktir. Türk konsolosluklarında düzenlenen vekaletnameler Konsolosluk.NET ve Noterlik Bilişim Sistemi (NBS) entegrasyonu ile elektronik ortamda doğrudan sisteme yansır. Böylelikle Türkiye’de herhangi bir Noterlikten belgenin (ücreti mukabilinde) onaylı suretinin çıkarılması mümkündür. Vekaletname doğrudan Türkçe düzenlenir (tercüme ve onay işlemlerini gerektirmez). Vekaletname Türk resmi makamı tarafından düzenlendiğinden apostil şerhi aranmaz. Bu yol genellikle daha hızlı ve ekonomiktir; düzenleme sonrasındaki tercüme ve onay aşamaları ile bunlara ilişkin ücretler tamamen ortadan kalkmaktadır.   Önemli Not: Talep edilen işlemlerin eksiksiz yürütülebilmesi için vekaletnamelerin “işlemlere özgü yetki” içermesine dikkat edilmelidir. İlgili işlemleri açıkça kapsamayan genel nitelikteki bir vekâletname idari birimlerce kabul edilmemektedir.

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
Yabancılar Hukuku

VATANDAŞLIK HUKUKU VE YABANCILARIN TÜRK VATANDAŞLIĞINI İKTİSABI

Devleti oluşturan temel unsurların ülke, daimî nüfus (toplum) ve egemenlik olduğu kabul edilir. Modern devlet yapısı içerinde bir devlet ile insan topluluğunu oluşturan bireyler arasında tesis edilen bağa (ilişkiye) vatandaşlık (yurttaşlık) denir. İnsanlar vatandaşlık bağı ile hak ve yükümlülüklere sahip olurlar. Bu hak ve yükümlülükler arasında siyasi haklar (seçme ve seçilme), taşınmaz edinimi, ikametgâh seçme ve çalışma gibi temel haklar örnek olarak gösterilebilir. Keza vatandaşlık bağı bireye ve devlete karşılıklı olarak birtakım yükümlülükler de yükler, örneğin diplomatik himayenin sağlanması, askerlik görevi, vergi mükellefiyetliğinin bulunması. Vatandaşlık bağının tesisi, sürdürülmesi ve sona ermesi hukuki işlem niteliğinde olduğundan yasal temellerle düzenlenmiştir. Bu bağlamda vatandaşlık hukuku; birey ile devlet arasındaki hukuki ve siyasi bağı (bağlılığı) düzenleyen, bu bağın kurulması, sürdürülmesi veya sona ermesine ilişkin esasları belirleyen hukuk dalıdır. Genel bir hukuk ilkesi olarak devletlerin kendi vatandaşlarını serbestçe tayin etme konusunda münhasır yetkiye sahip olduğu kabul edilmektedir. Ancak devletlerin söz konusu münhasır yetkisi sınırsız değildir. Anayasaya, yasalara ve hukukun genel ilkelerine uygun, keyfilikten uzak, kararlar hukuken geçerliliğe haiz olması gerekmektedir. Bu minvalde 12/04/1930 tarihli Lahey Sözleşmesi’nde, her devletin vatandaşlarını tayin hakkına sahip olduğunun ifade edilmesinin hemen ardından, devletlerin tayin ettiği vatandaşlığın diğer devletler tarafından tanınabilmesi için uluslararası sözleşmelere, uluslararası teamül hukuku kurallarına ve hukukun genel ilkelerine uygun olması şartı getirilmiştir.[1] Bu bağlamda, Vatandaşlık hukukunun hem milli hukuku hem de milletlerarası hukuku ilgilendiren niteliği nedeniyle kaynakları da milli kaynaklar ve milletlerarası kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[2] Türkiye'de vatandaşlık hukukunun temel kaynaklarını 1982 Anayasası ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu oluşturur. Türk Hukukunda, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu 9. madde uyarınca, “Sonradan kaza­nılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.”. Türk Vatandaşlığının Kazanılma Yolları Kazanma Türü Yöntem ve Koşullar Doğumla Kazanma • Soy Bağı: Türk anne veya babadan doğmak (yurt içinde veya dışında). • Doğum Yeri: Türkiye'de doğup başka ülke vatandaşlığı kazanamayanlar. Genel Yoldan Kazanma Türkiye'de kesintisiz 5 yıl ikamet, yeterli derecede Türkçe bilmek, iyi ahlak sahibi olmak, geçimini sağlayabilme yeterliliği ve milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından bir engel bulunmamak. Evlenme Yoluyla Bir Türk vatandaşı ile en az 3 yıldır evli olmak, evlilikte iyi niyetli ve aile birliğini sürdürmek ile milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından bir engeli bulunmamak. İstisnai Kazanma Yatırım, bilimsel, sanatsal veya sportif alanlarda üstün başarı gösterenler için yetkili makam kararı ile kazanma. Evlat Edinilme Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan (küçük) kişiler için. Vatandaşlığın Kaybı Çıkma (İzinle): Kendi isteğiyle başka bir ülke vatandaşlığına geçmek için idareden izin alınması. Kaybettirme (Iskat): Vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemlerde (örneğin izinsiz yabancı bir devlet adına askerlik yapma) bulunulması durumunda Cumhurbaşkanı kararıyla çıkartılma. İptal: Vatandaşlığın yalan beyan veya sahte belge kullanımı sonucu kazanıldığının tespiti durumunda geriye dönük iptal edilmesi.  Türk hukuk sisteminde Vatandaşlık Hukuku ile İdari Yargılama Usulü, birey ile devlet arasındaki ilişkinin tesis edilmesi ve bu süreçte doğan uyuşmazlıkların denetlenmesi bakımından doğrudan bağlantılı iki temel alandır. Vatandaşlık işlemlerinin neredeyse tamamı idari işlem niteliğinde olduğundan, vatandaşlık hukukundaki kararlar idari yargının denetimine tabidir.Vatandaşlık Hukukunda İdari İşlem TürleriVatandaşlık bağının kurulması, kaybettirilmesi veya tespiti işlemlerinin tümü Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı veya Cumhurbaşkanlığı tarafından tesis edilen idari işlemlerdir.İdari Yargılama Süreci ve Görevli MahkemelerVatandaşlık işlemleri, idare hukuku kapsamında birer idari işlem niteliğinde olduğundan, bu kararlara karşı anayasal ilkelere uygun olarak idari yargı yolu açıktır. Vatandaşlık isteminin reddi veya vatandaşlığın kaybettirilmesi gibi işlemler kişisel hak ve statüyü doğrudan etkilediği için idari yargı kapsamında İptal Davası konusudur. Vatandaşlık hukuku kapsamındaki tüm kararlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 125. madde uyarınca yargı denetimine açıktır; idare, vatandaşlıkla ilgili kararında keyfi hareket edemez. Görevli Mahkeme: Vatandaşlık kararlarına karşı açılacak iptal davalarında görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. Yetkili Mahkeme: İdari işlemi tesis eden makamın bulunduğu yer mahkemesi (genellikle İçişleri Bakanlığı veya Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü merkezinin bulunduğu Ankara İdare Mahkemeleri) yetkilidir. Dava Açma Süresi: İdari işlemin ilgiliye tebliğinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılması gerekir (2577 sayılı İYUK m. 7). Önemli Noktalar ve Yargısal Denetimin Sınırları Konu Niteliği ve İdari Yargıdaki Yeri Bağlı Yetki - Takdir Yetkisi Kanundaki tüm şartları sağlasa dahi idare, istisnai veya genel yoldan vatandaşlığa almada takdir yetkisine sahiptir. Ancak yargı, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığını denetler. Dolayısıyla idare geniş takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu takdiri yetki mutlak bir yetki anlamına gelmemektedir. Yürütmenin Durdurulması (YD) Vatandaşlığın kaybettirilmesi veya sınır dışı (deport) kararlarıyla bağlantılı durumlarda, telafisi güç veya imkânsız zararların doğumunun engellenebilmesi için İYUK m. 27 uyarınca YD talep edilmesi icap eder.       Dava Açma Süresi Vatandaşlık ret kararının ilgiliye tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gündür. İdari başvuru yapılmışsa (İYUK m. 11), idareye yapılan başvuru dava açma süresini durdurur. Cevap geldiğinde veya 30 günlük zımni ret süresi dolduğunda kalan süre işlemeye devam eder. İdari Yargı Denetiminin Kapsamı ve Sınırlarıİdari yargı mercileri, vatandaşlık kararlarını denetlerken yerindelik denetimi yapamaz; yalnızca hukuka uygunluk denetimi yapar (Anayasa m. 125).İptal Sebepleri (İdari İşlemin Unsurları): Yetki: İşlemin yetkili makam veya komisyon tarafından yapılıp yapılmadığı. Şekil / Usul: Başvuru sürecinde ve komisyon değerlendirmelerinde kanunun öngördüğü usul kurallarına uyulup uyulmadığı (örneğin tahkikat raporlarının usulüne uygun hazırlanması). Sebep: İşlemin dayandığı fiili ve hukuki olguların somut, gerçek, doğru tespit edilip edilmediği ve hukuka uygun olup olmadığı incelenir. Özellikle "Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hali bulunmak" gerekçesiyle verilen ret kararlarında mahkeme, idareden somut bilgi ve belgeleri (istihbari raporlar vb.) talep eder. Konu: Kararın mevzuata uygun bir hukuki sonuç doğurup doğurmadığı. Maksat: Kararın kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında (somut bir gerekçe olmaksızın takdir yetkisinin keyfi kullanımıyla) alınıp alınmadığı.  Takdir Yetkisi ve Yargısal SınırıTürk Vatandaşlığı Kanunu’nda yer alan "Kanunda aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz" hükmü gereğince idarenin geniş bir takdir yetkisi vardır. Ancak Danıştay yerleşik içtihatları çerçevesinde; idare, takdir yetkisinin kullanımı hususunda sınırsız ve mutlak bir yetkiye sahip değildir. İdarenin takdir yetkisini kullanırken somut gerekçeler sunması, somut olgulara dayanması (soyut iddialara dayanmaması) ve eşitlik/ölçülülük ilkelerine uyması gerekmektedir.

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku

Diğer Yayınlarımız

Uluslararası Hukuk Bağlamında Vekâlet Savaşları
Kitap

Uluslararası Hukuk Bağlamında Vekâlet Savaşları

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
Siyasi

DDSA'LARIN EYLEMLERİ NEDENİYLE DEVLETİN SORUMLULUĞU

Bu çalışma DDSA olgusunun yeni Ortadoğu güvenlik mimarisi ve ikliminde oynadığı rollere odaklanmaktadır. Bu grupların doğaları, değişen rolleri ve bölgesel düzene yönelik ortaya çıkardıkları güvenlik risklerini ele almaktadır. Ayrıntılı ve çok yönlü analizleriyle kitapta yer

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
Siyasi

Irak’ta Yetki Karmaşası: Federal ve Federe Yetkilerin Uygulamada Paylaşıl(ama)ma Sorunu

Hayatın doğasında var olan süreklilik ve değişim olguları toplumsal yaşamın olduğu kadar siyasal örgütlenmenin temel biçimi olan günümüz devlet yapılarının realitesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu minvalde Irak’ta değişen ve değişmeyen dinamikler bağlamında ele alınabilecek başlıca meseleler arasında, normlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer alan Irak Anayasası’nın normatif düzenlemeleri ile ülkede süreklilik arz eden yapısal sorunlar öne çıkmaktadır. Toplumsal sözleşme niteliğinde olan anayasa temel hakların ve kamusal örgütlenmenin temel belgesini oluşturur. Bununla İşgal döneminin zorlu koşullarında hazırlanan anayasa, gücü ellerinde bulunduran grupların ve siyasi partilerin arzuları veçhinde şekillenmiştir. Bu noktada en bariz birlikte, Irak Anayasası’nın 2005 yılında işgal koşulları altında ve olağanüstü şartlar çerçevesinde hazırlanmış bağlayıcı kurallar bütünü olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. 2005 Anayasası ile birlikte çağdaş Irak tarihinde ilk kez federatif devlet sistemi benimsenmiştir. Bu sistem 1991’den bu yana fiilî olarak otonom bir yapıda idare edilen kuzey bölgesi istisna tutulduğunda, Irak toplumu ve devlet bürokrasisinin daha önce deneyimlemediği bir siyasal ve idari düzeni ifade etmektedir. 

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
Siyasi

Irak’ta Halk Gösterileri: Irak Anayasasını Değiştirmek Ne Kadar Mümkün?

1958 askeri darbesinden sonra ilan edilen Irak Cumhuriyetinin 1958 Geçici Anayasası, 1963 Geçici Anayasası, 1968 Geçici Anayasası ve nihayet 1970 Geçici Anayasasında cumhuriyet rejimi, başkanlık sistemiyle merkezden yönetilen, üniter devlet yapısı esası benimsenmiştir.  1970 yılında belirli süreliğine kuzey bölgesine özerklik hakkı uygulamaları tanınsa da kısa bir süre sonra bu uygulamadan vazgeçilmiş ve ülkede yeniden merkezi yönetim esası uygulanmıştır. ABD ve müttefiklerinin işgali ile diktatör Saddam Hüseyin’in devrildiği 2003 yılına kadar Irak’ta siyasal düzen bu şeklide devam etmiştir.

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku
Siyasi

Irak İdare Mahkemesinin Kerkük Vilayet Meclisi Kararının Hukuki İncelemesi

Irak, 2005 Anayasası ile federal bir devlet yapısına dönüşmüştür. Bu doğrultuda 2005 öncesi üniter devlet yapısı kapsamında merkezî otoritede toplanan yetkilerin, yeni düzenle uyumlu olacak şekilde anayasal ve yasal olarak yerel idarelerle paylaşılması esası benimsenmiştir. Bu minvalde ülkede 15 vilayette ilki 2005 yılında, ikincisi 2009 yılında, üçüncüsü ise 2013 yılında olmak üzere vilayet meclis seçimleri yapılmıştır. Ancak 2014 yılında terör örgütü DEAŞ’ın saldırıları ve başkent Bağdat’ta 2019’da ortaya çıkan Tişrin (Ekim) Gösterileri sonucu baş gösteren toplumsal olaylar nedeniyle vilayet meclis seçimlerinin dördüncüsü, ertelemelerden sonra ancak 2023 yılında gerçekleştirilmiştir.Kerkük’te 2005’ten sonra vilayet meclisi seçimleri yapılamamıştır. Her seçim dönemine özgü çıkarılan seçim yasaları kapsamında Kerkük vilayeti seçimlerden istisna tutulmuştur. Bundan şehrin demografik yapısının değiştirilmesine yönelik yapılan ağır ihlal ve usulsüzlüklerin düzeltilmesinin hedeflendiği ifade edilmiştir. Baas Rejimi’nin 2003 yılında devrilmesinden bu yana Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesine yönelik gerçekleştirilen geniş çaplı nüfus taşınması sonucunda birçok hata barındıran seçmen kütüklerinin denetlenmesi ve aslen Kerküklü olmayanların söz konusu kayıtlardan çıkarılması işlemlerinin tamamlanması amacıyla vilayet meclisi seçimleri sürekli ertelenmiştir. Baas Rejimi’nin 2003 yılında devrilmesinden bu yana Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesine yönelik gerçekleştirilen geniş çaplı nüfus taşınması sonucunda birçok hata barındıran seçmen kütüklerinin denetlenmesi ve aslen Kerküklü olmayanların söz konusu kayıtlardan çıkarılması işlemlerinin tamamlanması amacıyla vilayet meclisi seçimleri sürekli ertelenmiştir. Ancak seçim yasasında yapılan düzenlemenin ardından  seçmen kütüklerinde denetleme ve düzeltmelere gidilmeden, 18 Aralık 2023 tarihinde vilayet meclisi seçimleri gerçekleştirilmiştir.

Yayını paylaş
5 dk okumaDevamını Oku

Hukuki Bülten

Bu bölümde henüz yayın bulunmuyor.

İletişim Bilgileri

Ofisimizle İrtibat Kurun

Sorularınız veya randevu talepleriniz için bize ulaşın veya formu doldurun.

Adres

Kızılırmak Mah. Dumlupınar Bulvarı Next Level No:3 A Kat:4 D.No:11, Çankaya / Ankara - Türkiye

Telefon

+90 (531)696 90 32

Ofis Konumu

Haritada Aç

Danışmanlık Talep Formu